Ana Sayfa >> Kısırlık Nedir >> A’dan Z’ye Merak Ettiğiniz Kısırlık Terimleri

A’dan Z’ye Merak Ettiğiniz Kısırlık Terimleri

Cinsel ilişkiye girilmeden geçirilen süreye verilen isimdir. Semen analizlerinden önce erkekten 2 ila 5 gün arasında cinsel perhiz yapması istenir. Cinsel perhiz süresinde meni ile menideki sperm oranı artış gösterir. Cinsel perhiz süresinden daha uzun süre boşalma yaşanmadığında spermler dejenere olur yani dölleme işlevlerini yitirirler. Sperm sayısında artış gerçekleşse dahi sperm kalitesinde bozulmalar meydana gelir ve normal kalitede sperm oranı düşüş gösterir
Meni içerisinde Antikorların bulunması halinde spermlerde birbirlerine bağlanmak suretiyle kümeleşme oluşmasıdır. Bu durum sperm hareketliliğine olumsuz etkiler yapar ve yine spermlerin yumurtayı dölleme işlevinde azalmalara yol açar.
Sperm başını % 50 ila % 70 oranında kaplayan yapıya “Akrozom” adı verilir. Akrozom reaksiyonu ise Akrozom zarının plazma zarıyla birleşmesiyle oluşmaktadır. Akrozom reaksiyonu spermin yumurta zarına bağlanmasını sağlamaktadır. Farklı uygulamalar sayesinde bugün Akrozom testleri yapılabilmekte ve spermin yumurtayı dölleme işlevi kontrol edilebilmektedir.
Testislerde A Vitamini’nin Biyoaktif formu Retinol’e dönüşmesini önleyen bir etkide bulunan alkolün, kullanıcıların testis dokusunda Maturasyon bozukluğuna yol açtığı Testis Biyopsilerinde tespit edilen bir durumdur. Testosteron yani erkeklik hormonunun sentezinde azalmaya yol açarak “Impotans” yani İktidarsızlık sorununu da gündeme getirebilmektedir.
Testislerin ürettiği cinsiyet hormonlarına verilen isimdir. Tüylenme ve bundan başka penis, ses telleri, vücut ve kas gelişmesini gerçekleştirmektedir.
“Ejakülasyon” diye tabir edilen boşalma olayının gerçekleşmemesine verilen isimdir. Sinir sistemine olumsuz etkiler yapan Şeker Hastalığı, Multiple Skleroz ve Omurilik zedelenmesi gibi rahatsızlıklarda meydana gelebilmektedir.
Kullanılmakta olan Antibiyotiklerin çoğu “Spermatogenezi” yani sperm üretiminde bozulmalar meydana getirmektedir. Bunlardan bir kısmı menide sperm sayısı ve hareketlilik özelliklerinde azalmalara yol açarken, diğer bir kısmı da sperm oluşumu aşamalarında duraklamalar yaşanmasına neden olmaktadır. Bu ve benzer sebeplerden dolayı Antibiyotik kullanımından önce doktora danışılmasında yarar vardır.
Oksijen radikallerinin verdiği zararı önleme özelliğine sahiptirler. C ve E vitaminleri ile Taurin benzeri Antioksidanlar. sperm hareketliliği ve Akrozom Reaksiyonunda oluşan bozulmaları onarmakta yardımcı görev üstlenirler. Sigara kullanan erkeklerin bu Antioksidanlardan yararlanmaları tavsiye edilmektedir.
Erkek/Kadın serumları ile meni ve “Servikal Mukus” yani rahim ağzı salgılarında yer almaktadırlar. Sperm hareketliliği ile canlı sperm oranında azalmalar olmasına sebep olmakta ve Akrozom Reaksiyonu ile spermin yumurtaya bağlanmasını önleyerek İnfertilite durumuna yol açabilmektedirler.

Meni ile Servikal Mukus’ta IgA tipinde Antikorlar mevcuttur. Serumda bulunan Antikorlar ise IgG ve IgM tipindedir.

Semen analizi yapıldığında “Aglütinasyon” yani spermlerde kümeleşme tespit edildiği takdirde Antisperm Antikorları olup olmadığının anlaşılması için yeni bir test yapılmaktadır.

Bu sorunun tedavisinde ise erkeğe cinsel ilişkide Prezervatif kullanması tavsiye edilir ve bağışıklık sistemini baskılamak amacıyla Kortikosteroid benzeri ilaçlarla tedavi edilir. Bunların dışında sperm özel uygulamalarla hazırlanır ve Aşılama yapılabilir. Bu yöntemlerle olumlu netice alınamadığı takdirde tüp bebek ve yardımcı yöntemler uygulanması gündeme gelecektir.

Sperm hareketliliği oranının % 50’den az olarak tespit edildiği durumlara verilen isimdir. Sperm hareketliliğinin azalma sebebi Varikosel, daha önceden geçirilmiş enfeksiyon, Yapısal Anomali, Kromozomal bozukluk ve Antisperm Antikorları gibi durumlardır. Meni analizlerinde örneğin doğru yöntemlerle alınmaması ya da analiz zamanına kadar uzun süre bekletilmesinden dolayı sperm hareketliliğinde azalmalara sebep olmaktadır.
Çok eski bir yöntem olan Aşılama, meni örneğinin özel uygulamalarla hareketliliğinin artırılması ve normal bir yapı kazandırılmasıyla birlikte vajinaya ince bir kateter aracılığıyla yerleştirilip, rahim içerisine verilmesi işlemidir.
Meni içerisinde hiç sperm bulunmaması durumudur. Bunun nedenleri ise aşağıdaki gibidir:

Pretestiküler (Testis öncesi) nedenler: Beyinde yer alan Hipotalamus ve Hipofiz bezlerinde yaşanan bozukluklar nedeniyle üreme hormonları salgılanması durur ve üretim yapılamaz.

Testiküler nedenler: Sperm üretiminde meydana gelen bozukluk durumudur. Buna sebep olan faktörler ise kullanılan ilaçlar, inmemiş testis, genetik sebepler, kabakulak enfeksiyonu, çevresel faktörler, yüksek ısı ve radyasyona maruz kalınması gibi etkenler, bağışıklık sisteminde oluşan bozukluklar gibi durumlardır.

Posttestiküler (Testis sonrası) nedenler: Sperm kanallarında tıkanıklıkların olduğu, cinsel fonksiyonlarda bozuklukların meydana geldiği ve “Retrograd Ejakülasyon” yani “Geriye boşalma” diye tabir edilen durumlarda karşılaşılan nedenlerdir. Bu nedenler arasında bulunan sperm kanallarında tıkanıklık olması durumu doğuştan gelen bir durum olabilmektedir. Bunun dışında ise daha önceden enfeksiyon ya da ameliyat geçirenlerde de görülmektedir.

Bakteriler üreme organlarında enfeksiyona sebep olur ve meni içerisinde Lökosit, yani iltihap hücrelerini artırırlar. Bunun sonucunda menide miktar, sperm sayısı ve hareketlilik bakımından azalmalar meydana gelir.
Bu rahatsızlığı yaşayan hastaların sperm gelişiminin ilk aşamalarında üretim durmaktadır. Çinko eksikliğinin bu durumun yaşanmasında etken olabileceği hakkında görüşler bulunmaktadır. Böbrek yetmezliği olan hastaların FSH ve LH seviyeleri yüksekken, Testosteron seviyeleri ise düşük olmaktadır. Diyalize giren hastalarda ise işlem sonrasında Testosteron seviyesi artmaktadır.
Prolaktin hormon seviyesi yüksek olan hastalarda kullanılır ve sperm sayısı ile hareketliliğinde artış olmasını sağlar. Bromokriptin, Proaktin hormon seviyesi normal olanlarda kullanılmaz zira herhangi bir yarar sağlamayacaktır.
“Klamidya”, “Gonore” yani Bel soğukluğu, “Sifilis” yani Frengi benzeri enfeksiyonlar cinsel yollarla bulaşarak üreme sağlığıyla ilgili rahatsızlıklara neden olmaktadır. İltihabi reaksiyon, Antisperm Antikorları oluşumu, tüplerde tıkanıklık gibi rahatsızlıklara sebep olan enfeksiyonlar, sonrasında İnfertilite meydana getirmektedir. Tedavileri Antibiyotik kullanımıyla mümkündür ve Mikrobiyolojik incelemelerle kolayca teşhis edilebilirler.
Diyet yapılırken meydana gelen çinko eksikliği Testiküler yetmezlik sorununa yol açabilmektedir. İnsan vücudunda birçok enzim ve hormon ile bağışıklık sistemi normal bir şekilde çalışabilmek için çinkoya ihtiyaç duyar. Ayrıca Leydig hücrelerinin Testosteron sentezlemesi yapabilmesi için de çinko gerekmektedir.
Diyabet, yani bir diğer ismiyle “Şeker hastalığı”, üreme hormonlarına farklı bir şekilde etki yapar. Bu rahatsızlığı yaşayan erkeklerin cinsel fonksiyonlarında bozulmalar meydana gelmektedir. Kan şekerinin kontrol edilmemesiyle birlikte ereksiyonda azalma, İktidarsızlık ve libidonun azalması gibi durumlar görülür. Bulgular Diyabet kontrolüyle bağlantılıdır.
Bir diğer ve bilinen ismi “Meni”dir. Epididimis, Seminal bezler ve Prostat bezi salgılarından oluşmaktadır. Meninin % 1 ila % 5’i ise sperm hücrelerinden oluşur.
Ejakülasyon, boşalma anlamına gelmektedir. Elektro Ejakülasyon ise boşalma sorunu yaşayan hastalarının tedavisi için kullanılan yönteme verilen addır. Makattan prob aracılığıyla uygulanan elektriksel uyarı işlemidir ve böylece elde edilen meni yardımcı üreme tekniklerinde kullanılabilmektedir.
Sperm üretimi yapılabilmesi seks hormonlarıyla mümkündür. Bu üretimi sağlayan hormonlar ve yaptıkları etki aşağıdaki gibidir:
GnRH: Hipotalamus’tan salgılanmaktadır ve FSH ile LH hormonlarının salgılanmasını gerçekleştirir.
FSH: Hipofiz bezinden salgılanmaktadır ve testiste yer alan  “Sertoli” hücrelerini uyarmak suretiyle sperm üretimini gerçekleştirir.
LH: Hipofiz bezinden salgılanmaktadır ve Leydig hücrelerinde Testosteron sentezlenmesini sağlayarak sperm üretimini devamlı kılar.
Prolaktin: Hipofiz bezinden salgılanmaktadır ve Leydig hücrelerinde LH etkisinin artmasını sağlar.
Testosteron: Testiste yer alan Leydig hücrelerinden salgılanmaktadır ve sperm üretimini devamlı kılar.
Estradiol: % 20 ila % 25 oranında Leydig hücrelerinden salgılanmaktadır ve LH sentezinin kontrolünü sağlar. Karaciğer, kas ve yağ dokularında Metabolize edilen Testosteron ile oluşmaktadır.
İnhibin: Sertoli hücrelerinden salgılanmakta ve FSH salınımını önlemektedir.
Aktivin: Leydig hücrelerinden salgılanmakta ve FSH salınımını artırmaktadır.
Testisin arka yan kısmında bulunan, baş gövde ve kuyruktan oluşan yapıya verilen isimdir. Kanallarında sperm depolanması yapılır. Baş kısmı Testiküler sıvıyı emer ve menide sperm konsantrasyonunun artmasını sağlar. Gövde kısmında spermlerin hareketli olması sağlanır ve kuyrukta ise spermler depolanmaktadır.
“Üretra” denilen idrar kanal ağzının penis üst yüzünde olması durumuna verilen isimdir. Ereksiyon bozukluğu, “Retrograd ejakülasyon” yani geri boşalma ve inmemiş testis gibi durumlarla birlikte karşılaşılmaktadır. Sıklıkla tekrarlanan enfeksiyonlara sebep olduğundan İnfertilite meydana getirir ve bu rahatsızlığı yaşayan hastalar cerrahi müdahale yapılarak yardımcı üreme yöntemleriyle gebelik elde edebilirler.
Sperm hücresi yumurta hücresine girdiğinde döllenme olayı meydana gelir ve bu duruma “Fertilizasyon” adı verilir. Bunun için Akrozom reaksiyonu gerçekleşmeli, sperm yumurta dış kabuğuna bağlanarak yumurta içerisine girmeli ve yumurtayı dölleyebilmelidir.
Hipofiz bezinden salgılanarak sperm üretiminde rol oynayan hormona verilen isimdir. “Follicle Stimülating Hormone” isminin kısaltılmışıdır.
Laboratuar ortamında yumurta ve spermlerin bir araya getirilme ve fallop tüplerine verilme işlemine verilen isimdir. Kadın tüplerinin tıkalı olması ve ağır erkek kısırlığı durumlarında başarıya ulaşamayan bir yöntemdir. IVF ve Mikroenjeksiyon uygulamalarının geliştirilmesinden önce uygulanmıştır.
Yapısal bir sperm bozukluğudur. Akrozom’un, sperm hücresinin baş bölgesinde bulunması gerekirken olmadığı durumdur ve sperm hücresinin görünümü yuvarlak şekildedir. Bu rahatsızlığı yaşayanlar Mikroenjeksiyon yöntemiyle gebelik sonucuna ulaşabilmektedirler.
Beyinde yer alan Hipotalamus’tan salgılanan hormona verilen isimdir. FSH ile LH sentez ve salınımının uyarılmasını sağlar.
Gebeliğin ilk dönemlerinde testislerde görülen gelişim bozukluklarına verilen isimdir ve genelde kromozomal sebeplerden kaynaklanır. Normalde erkek genital organları ve testisin gelişimi 46XY kromozom yapısıyla mümkündür.

Gebelikte çok erken dönemlerde karşılaşılan bozukluklar arasında testislerin hiç gelişmediği ve bebek erkek cinsiyetinde olduğu halde dış genital organlarının kız ya da anlaşılamayan görünümde olduğu örnekler mevcuttur. Sonraki dönemlerde görülen bozukluk örneklerinde ise genitaller erkek görünümünde ancak testisler hiç gelişmemiş veya çok küçüktür.

“Neisseria Gonorrhoea” mikroorganizmasının cinsel yollarla bulaşıp bel soğukluğu enfeksiyonuna neden olduğu durumdur. Erkek idrar kanalında iltihaplanmalara, ender durumlarda Epididimis ve Prostat enfeksiyonlarına yol açarak kanalların tıkanmasına ve kısırlık sorunlarına sebep olabilmektedir ve Antibiyotik yoluyla tedavi edilir.
Meninin içerisinde kan hücrelerinin olduğu durumlarda meni rengi kırmızı olmakta ve bu duruma “Hematospermi” adı verilmektedir. Enfeksiyon, Prostat taşı ve Kanser gibi rahatsızlıklardan kaynaklanabilmektedir. Bu durumu yaşayan hastaların % 15’lik bir kısmında ise hiçbir sebep bulunamamaktadır.
Testis dış katları arasında sıvı toplanmasının meydana geldiği, ağrı oluşturmayan ve doğuştan ya da sonradan karşılaşılabilen bir durumdur. Tümör ve enfeksiyonlar dolayısıyla da oluşabilmektedir. Sperm işlevlerinde bir soruna yol açmamakta ve kısırlık gibi bir duruma neden olmamaktadır.
FSH düzeyinin yüksek ve testislerde yeterli ölçüde sperm üretiminin yapılamadığı duruma verilen isimdir. Bu duruma neden olan faktörler ise şunlardır: Testislerin olmaması, Radyasyon, Kleinfelter/Down/Noonan sendromları, bazı toksin ve zehirli maddeler, Şeker hastalığı, Enzim eksiklikleri, Kabakulak ve benzeri enfeksiyonlar.
Prolaktin hormonunun yüksek olması durumuna verilen isimdir. Bu rahatsızlığı  yaşayanlarda Testosteron seviyesi düşük olarak görülmektedir. Hiperprolaktinemi, sperm hareketliliğive sperm sayısında azalmalara neden olur. Bunun dışında İmpotans ve “Geri boşalma” benzeri cinsel işlev bozukluklar da oluşturabilmektedir.

Hiperprolaktinemi sebepleri ise stres, “Hipotiroidizm” yani Tiroid bezinin yeterince çalışmaması ve Depresyon, Hipertansiyon tedavileri için kullanılan ilaçlar olarak bilinmektedir. Bromokriptin uygulanarak tedavi gerçekleştirilmektedir.

Meni miktarının 6.3 mililitreden fazla olduğu durumlardır. Menide sperm miktarı sabitken, meni miktarı arttığından dolayı sperm seyrelmesine neden olan Hiperspermi, kısırlık meydana getirebilmektedir. Normal durumlar için meni miktarında üst sınır 6.0 ila 6.5 mililitre arasındadır ve eğer sürekli olarak bu değerlerin üzerinde meni miktarı görülüyorsa Hiperspermi gündeme gelir.

Hiperspermi ile İnfertilite tedavilerinde “Split ejakülat” olarak adlandırılan meninin ilk kısmı ayrı şekilde alınmalıdır.

Beyinde yer alan Hipotalamus ve Hipofiz bezlerinde yapısal veya işlevsel bozukluklar nedeni ile FSH ve LH seviyelerinin düşmesi ve sperm üretiminde azalma meydana gelmesi durumudur. Bu duruma yol açtığı düşünülen faktörler ise şunlardır: Damarsal bozukluklar, Tüberküloz ve benzeri enfeksiyonlar, Hipotalamus ve Hipofiz bezlerinde bulunan tümörler, çeşitli sendromlar, beslenme bozuklukları, Hiperpro Laktinemi, stres, şişmanlık, ilaçlar, Omurilik zedelenmesi, Karaciğer ve Böbrek hastalıkları.
Bu test sperm canlılığını tespit edebilmek amacıyla yapılmaktadır. Canlı sperm hücrelerinde zar bütünlüğü bozulmamaktadır ve düşük ozmotik basınç içeren ortamlarda hücre içerisine girmektedir. Bundan sonra sperm kuyruğunda şişme meydana gelir. Bu test ayrıca Mikroenjeksiyon uygulamalarında sperm hareketliliği çok az ise canlı sperm seçimi yapabilmek amacıyla da uygulanmaktadır.
Doğuştan itibaren görülen, “Üretra” yani idrar kanalının penis arka yüzüne açıldığı anomalilere verilen isimdir. Ekseriyetle inmemiş testisle birlikte görülmektedir. Öncelikle cerrahi tedavi yapılması şartıyla bu hastalar yardımcı üreme teknikleri uygulanarak gebelik elde edebilmektedir.
“Bebeğin eşi” olarak tabir edilen Plasenta’dan salgılanan hormona verilen isimdir. İnmemiş testis ve Hipogonodotropik hipogonodizm durumlarının tedavisinde kullanılmaktadır.
“Intrasitoplazmik Sperm Enjeksiyonu”, özel bir mikroskop altında, Mikromanipulatörler ile tam olgunluğa ulaşması sağlanmış yumurta içerisine tek bir spermin bırakılması işlemidir. Embriyo gelişimini gerçekleştirmek üzere yapılmış ortamda, enjekte edilen yumurtalar anne vücut ortamına benzeyen inkübatörlere yerleştirilir ve 16 ila 18 saat arasında bir süreden sonra döllenme oluşur. Bunun üzerinden 12 saat geçtikten sonra ise embriyo iki hücreye bölünmektedir ve bir kaç kez bölünme ihtimali de vardır. Son olarak 44 ila 72 saat sonrasında 2/8 hücreli embriyonun rahme transferi gerçekleşir. ICSI yöntemiyle Infertil erkeklerin büyük çoğunluğu gebelik elde edebilmektedir.
Bağımlılık oluşturan Eroin, Morfin, Kokain ve Marihuana benzeri maddeler testislerde küçülme, sperm üretiminde bozulma, sperm sayı ve hareketliliğinde azalma ve normal olmayan yapıda sperm sayısının artması gibi sonuçlar meydana getirmektedir.
Sperm hareketliliğinde azalmalara yol açan sendromdur. Ayrıca bu sendromu yaşayan hastaların “Spermatozoa Cilia” yani ipliksi çıkıntılarında bozukluk görülmekte ve aynı bozukluk kulak, burun ve üst solunum yollarında da oluşabilmektedir. Yardımcı üreme tekniklerini kullanan hastaların gebelik elde edebilmesi ise mümkündür.
“Aşılama” ismiyle bilinen yöntemdir. Basit anlatımıyla özel yöntemler kullanılarak menideki ileri hareketli ve yapısı normal spermlerin ayrılması sağlandıktan sonra özel kateterlerle rahim içerisine bırakılma işlemidir.

Bu uygulamanın kullanıldığı durumlar ise şöyledir: Geri boşalma, sperm sayı ve hareketliliğinde bozukluk, penis anatomisindeki bozukluk, Seksüel disfonksiyon, Servikal mukus bozukulukları ve İmmünolojik İnfertilite.

Bu tedavi yöntemiyle % 10 ila % 15 oranlarında gebelik başarısı elde edilebilmektedir.

Tükürük bezlerinde meydana gelen iltihaplanma sonucunda oluşan Viral enfeksiyon türüdür. Erkeklerde Puberte dönemi sonrasında geçirildiği takdirde testislerde iltihaplanmaya ve gelecekte kısırlığa neden olabilmektedir.
FSH LH salgılanmasındaki sorunlardan kaynaklanan sendroma verilen isimdir. Hormon seviyesi düşük seviyede seyreder ve bununla birlikte koku alma sorunu, yarık damak ve dudak durumlarıyla karşılaşılabilir. Bu sendromu yaşayan erkekler Puberte dönemine geç girmektedirler. Ayrıca sendrom yaşayan hastalarda İnmemiş testis ve Mikropenis gibi neticelere de rastlanmaktadır.
“Jinekomasti” yani memelerde büyüme, testislerde küçülme ve “İmpotans” yani İktidarsızlık, karaciğerinde rahatsızlık olan erkeklerde görülen durumlardır. Bu hastalarda ekseriyetle Hipogonadotropik Hipogonadizm sorunu baş gösterir ve Testosteron seviyesi de düşüş gösterir.
Immotil Cilia Sendromu yaşayan erkeklerin yarısında aynı anda karşılaşılan sendromdur. Kronik Sinüzit ve Akciğer enfeksiyonu ile kalbin sağda yerleşmesi durumlarına sebep olur.
Kanser tedavisi boyunca kullanılan ilaçlar sperm üretimine olumsuz etkiler yapmaktadır. Bu etkiler doz, kullanım süresi, hangi ilacın kullanıldığı, ilaç sayısı ve çeşidi gibi faktörlere bağlı olarak az ya da çok olabilmekte ve bazı ilaçlar üretimi bütünüyle durdururken, bazıları ise geçici süreyle duraklatmaktadır.

Bu tedavileri gören hastaların ilaç kullanımına başlamadan önce sperm dondurma yöntemine başvurması son derece doğru olacaktır. Bu sayede Mikroenjeksiyon yöntemi uygulamasıyla dondurulmuş spermler kullanılarak gebelik elde etmek mümkün olacaktır.

40 yaş altı erkeklerde sıklıkla bu enfeksiyon sebebiyle üreme kanallarında iltihap görülür. Enfeksiyon testislerde ağrı ve şişliğe neden olurken, % 20’lik bir grupta bulgu görülmez. Antisperm Antikorları oluşumuna sebebiyet vererek kısırlık meydana getirebilmektedir. Tedavide ise Antibiyotik kullanımı en faydalı yöntemdir.
Normal erkeklerde Kromozon paterni 46 XY iken, Kromozal bir bozukluk olan bu sendromda 47XXXY paterni görülmektedir.

Bu sendromu yaşayan erkeklerde Azospermi ve “Jinekomasti” yani memelerde büyüme meydana gelir ve hastanın boyu çok uzundur. Testosteon hormonu düşük, FSH ve LH hormonları ise yüksek seviyededir. Bunların dışında testisler gelişmemekte ve genelde “İnmemiş testis” durumuyla karşılaşılmaktadır.

“Sentetik Östrojen” yani kadınlık hormonunun etkisine karşı kullanılan bir ilaç olmakla beraber, İnfertil erkeklerin tedavisindeki kullanım durumunda görüş birliği yoktur. Azospermi, sperm sayı ve hareketliliği, FSH hormonunun yüksekliği gibi sorunlarda fayda sağlamamaktadır.
“Skrotuma” yani yumurtalık torbasına testislerin inmeme durumuna verilen isimdir. Bebeklerde doğumların % 3 ila % 5’lik grubunda karşılaşılmaktadır. Aynı zamanda bu grubun % 15’inde çift tarafta aynı duruma rastlanır.

Bazı çalışmalarda 9 yaşına kadar olan testisi indirilmiş erkeklerin araştırması yapılmış ve tek taraflı inmemiş testis olgularının % 80, çift taraflı inmemiş testis olgularının ise % 30’unun gebelik elde edilmesini sağlayabildiği tespitine ulaşılmıştır.

Skrotum’da bulunan testisler 33.20 derece, inmemiş testisler ise 34.40 derece ısıya maruz kaldıklarında İnfertilite durumu oluşabilmektedir. Bebeklerde görülen inmemiş testisler 9 ay ile 2 yaş arasında indirilmelidir. Yapılacak cerrahi müdahaleler öncesinde hormon tedavisi uygulanmalıdır.

Spermlerin dondurularak saklanabilmesi işlemine verilen isimdir ve 1953 yılından itibaren başarıyla uygulanabilmektedir. Kemoterapi, Radyoterapi gibi tedavilerle cerrahi müdahaleler öncesinde, sperm elde edebilmenin mümkün olduğu durumlarda sperm, daha sonra kullanılmak üzere dondurulur ve muhafaza edilir. Dondurma işleminde sperm hücrelerinin soğuk şoka dayanabilmelerini sağlamak amacıyla koruyucu kimyasal maddeler kullanılmakta ve özel işlemler yapılmaktadır.
Kromozomal anomaliler, Azospermi vakalarında % 12, Ağır Oligospermi vakalarında ise % 7 oranında karşımıza çıkmaktadır.
Erkek üreme sisteminde enfeksiyon bulunduğu takdirde menide “Lökosit” yani iltihap hücreleri artmaktadır. Bu türden durumlar tespit edildiğinde Mikrobiyolojik Kültür yapılmasın gerekir. Bu işlem için alınacak meni örneği steril ortamda alınmalı ve bulaşma durumu varsa önlem alınmalıdır. Meni örneği alınmadan önce ellerle penis sabunlu su kullanarak yıkanmalı ve durulanmalıdır.
Leydig hücreleri, testiste yer alan ve Testosteron ile Aktivin salgılayan hücrelerdir. Beyinden salgılanan hormonlar tarafından uyarılır ve Testosteron sentezlemesi yaparlar.
Beyinde yer alan Hipofiz bezinden salgılanarak testislerde bulunan Leydig hücrelerinde Testosteron sentezlemesinin kontrolünü sağlarlar. Sperm üretiminin uyarılması amacıyla Hipogonadotropik Hipogonadizm ve İnmemiş Testis hastalarında kullanılmaktadırlar.
Meni içerisinde bulunan “Lökosit” yani iltihap hücrelerinin mililitrede 1 milyondan fazla olmaması gerekir. Lökositleri “Germ hücreleri” yani cinsiyet ve sperm öncüllerinden ayırt edebilmek için özel boyalar kullanılarak işlem yapılır.

Lökositlerin artış göstermesi sperm sayı ve hareketliliğinde azalmalara yol açar, sperm yapısını bozar ve yumurtayı dölleme işlevini düşürür. Aşırı sigara tüketimi, Varikosel, Viral ve Bakteriyel enfeksiyonlar ile sperm üretimi bozuklukları bu sorunları ortaya çıkarabilmektedir.

Mevsimler, sperm parametrelerinde değişiklik yaşanmasında rol oynayan faktörlerdir. Bilhassa yaz aylarında sperm yapısında bozulma, sperm sayısı ve hareketliliğinde azalmalar meydana geldiği araştırmalarla tespit edilmiştir. Bu durumun nedeni olarak ise yaz aylarında Testosteron seviyelerinin düşüş göstermesi konusunda fikir birliğine varılmıştır.
Bu yöntemle sperm elde ederek Mikroenjeksiyon uygulamasıyla gebelik elde edilebilmektedir. Ayrıca dondurma işlemi uygulanan spermler de daha sonra kullanılmak üzere muhafaza edilebilir.

1984 yılından itibaren gelişen tıp ve teknolojiyle birlikte Epididimis’den Mikrocerrahi uygulanarak sperm alınabilmesi ve sperm kanallarında tıkanıklık olan hastaların gebelik elde edebilmesi mümkün olabilmiştir.

Sperm parametrelerine olumsuz etkiler yapan ve kısırlık sorunu yaşayan çiftlerin sıklıkla yaşadıkları enfeksiyon türleridir.

Mikroskop ve hassasiyeti yüksek aletler aracılığıyla yapılan özel cerrahi operasyonlarıdır. Bu uygulamalar sayesinde kanama, doku zedelenmesi ve iltihap reaksiyonları azaltılabilmektedir. Kanallarda tıkanıklık, Epidiidimis’den sperm elde etme uygulamaları bu yöntemle birlikte yapılabilmektedir.

Sperm sayısı, yapı ve hareketliliği gibi incelemelerde önemli yer kaplayan uygulamalardır. Bazı özel Mikroskoplarla farklı işlemler de yapılabilmektir. Floresan Mikroskobu spermlerde Akrozom reaksiyonu ve genetik materyal incelemelerini, Elektron Mikroskobu ise sperm yapılarını ayrıntılı bir şekilde inceleme fırsatı sunmaktadır.
Normal özelliklere sahip bir spermde baş kısmı oval, kuyruk ve baş simetrik şekildedir. Ayrıca Akrozom kolayca seçilebilmekte ve kuyruğun ilk kısmı kalınlaşma göstererek boynu meydana getirmektedir. Özel boyaların yardımıyla sperm yapılarını inceleyebilmek mümkündür.

Kruger Strick kriterleri normal sperm kriterlerini şu şekilde belirlemiştir: Baş 2,5 ila 3,5 mm çapında ve oval şekilde, baş bölgesinin % 40 ila % 60’ı Akrozom oluşturma özelliğine sahip ve boyun ile kuyruk düzgün, kuyruk uzunluğu ise 50 ila 60 mm uzunluğundadır.

Spermlerin baş, boyun ve kuyruk kısmında görülen yapısal bozukluklar Fertilizasyon’u önlemektedir.

Spermlerin hareket kabiliyeti özelliklerine verilen isimdir. Epididimis’den geçen spermler boyun kısmında üretilen enerji sayesinde hareket kazanmaktadır.

Analizlerde meni örneğinde hareketliliğin karşılığı yüzde şeklinde tanımlanmaktadır. Meni içerisindeki spermlerden % 50 ve daha fazlası hareketli olmalıdır. Bu kriter Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenmiştir.

Canlı spermin menide hiç görülmediği durumlar için kullanılan ifadedir. Ölü ya da canlı fark etmeksizin hareketsiz spermler özel testler yardımıyla ayrılmalıdır.
Obezite, aşırı şişmanlık için kullanılan tabirdir ve Testosteron düzeyini düşürdüğünden dolayı İnfertilite sebebi olabilmektedir.
Sperm akışında meydana gelen tıkanıklık gibi problemler Azospermi ya da Oligozospermi gibi sorunlara, ayrıca menide miktar bakımından azalmalar olmasına yol açmaktadır. Doğuştan ya da daha önceden geçirilmiş enfeksiyonlardan kaynaklanan bu rahatsızlıklar MESA ve TESE yöntemlerinin uygulanmasıyla giderilebilmekte ve tedavi sonrasında gebelik sonucuna ulaşabilmek mümkün olabilmektedir.
İmmatür ve Lökosit spermler, Reaktif Oksijen türlerinin açığa çıkmasına neden olarak olgun sperm hücrelerine olumsuz etki yapabilmekte, hareketlilikte azalma ve Akrozom Reaksiyonu’nu önlemek gibi sorunlara yol açabilmektedirler.
Bu tabir menide sperm sayı ve hareketliliği ile normal morfolojiye sahip spermlerin az olduğu durumlar için kullanılmaktadır.
Çoğu zaman sperm hareketliliğinde azalma olduğu durumlarla bir arada görülen, spermin sayıca normalden az olmasına verilen isimdir.
Meni miktarında azalma, sperm hareketliliği, sayı ve yapısında bozulma gibi sonuçlar doğuran durumlardır. İdrar yolunda enfeksiyon, uzun süren ilaç kullanımı, kan dolaşımında bozukluk, Antisperm Antikorları ve hormonal bozukluklar sperm üretimini engelleyen başlıca faktörlerdir.

Bu rahatsızlık sonucu meni örneği veremeyen hastalar için Elektroejakülasyon yöntemi uygulanmaktadır.

İnmemiş testis sorunu bulunan hastaların cerrahi olarak tedavi edilmesini sağlayan yöntemdir ve testislerin tek tarafındaki sorunlar ile 2 yaş altındaki hastalarda daha başarılı sonuçlar doğurur.

Bu tip hastalarda Antisperm Antikorları ile sıklıkla karşılaşılır ve bunlar İnfertilite riskini artırmaktadırlar.

Testislerde iltihaplanma durumuna verilen isimdir. Testislerdeki iltihaplanma sperm üretiminde geçici ve kalıcı bozulmalar meydana getirir.

Bakteriyel enfeksiyon türleri, Kabakulak benzeri Viral enfeksiyonlar, Radyasyon ve bağışıklık sistemi bozuklukları testislerde iltihaplanmaya sebep olabilmektedir

Kanın akışkanlığı ve testislerde kanlanmanın artırılması amacıyla kullanılan ilaca verilen isimdir. Kafein ve benzeri maddelerle aynı grupta bulunur.

Oligozospermi rahatsızlığı olanlarda kullanılmasında görüş ayrılıklarının bulunduğu ilaç, meniye eklenmek suretiyle spermde hareketlilik, Akrozom reaksiyonu ve dölleme özelliklerinin artmasını sağlamaktadır.

İçeriğinde Silika partikülleri bulunan, Gradient hazırlanmasında kullanılarak normal ve hareketli spermleri ayırmaya yardımcı olan bir solüsyon türüdür. Spermin bakteri ve iltihap hücrelerinden temizlenmesini sağlama özelliğine de sahiptir.

Epididimis’den küçük iğne ve enjektör aracılığıyla vakum uygulanmasını ve böylece yardımcı üreme tedavileri için gerekli spermin elde edilebilmesini sağlayan yöntemdir.

Pestisidler üreme sağlığına zarar veren unsurlardır. Bunlara örnek olarak böcek ve bitki ilacı gibi toksik maddeler verilebilir. Bu tür maddelere maruz kalma süresi kişilerin sperm üretimindeki sorunun büyümesine neden olmaktadır. Bu kişilerin sperm yapılarında bozulmalar görülür ve yine sperm sayı ve hareketliliğinde azalmalar meydana gelir.
Kadının rahim ağzından örnek alınarak spermin Vajinal mukusu geçme kabiliyetini tespit etmeyi sağlayan teste verilen isimdir. Cinsel ilişkinin üzerinden 2 ila 10 saatlik bir sürenin geçmesinin ardından yapılmaktadır.
LH hormonunun testisler üzerindeki tesirini artıran bir hormondur. Hipofiz bezinde üretilir.
Çinko, Sitrik asit, Fosfataz ve meninin sıvılaşmasını kolaylaştıran enzimler salgılayan, Mesane boynu altında bulunan beze verilen isimdir. Çap olarak 3,5 ila 4 cm arasındadır. Meni hacmi % 30 oranında bu bez salgısından oluşur.
Prostat bezinin bakteri ya da başka Mikroorganizmalar tarafından iltihaplanmasına verilen isimdir. Hastalarda akut şekilde gerçekleştiği gibi, kronik hale de gelebilmektedir.

Prostatitler meninin kalitesinin bozulmasına sebep olurlar. Bunun yanında Antikor oluşturarak İnfertilite sorununa zemin hazırlarlar. Akut durumlar antibiyotiklerle tedavi edilebilirken, kronik durumlar hem tanı hem de tedavi yönünden zorluklar yaşanmasına neden olmaktadır.

Radyoterapi, yani Işın tedavisi gören hastaların spermleri toksik etkilere maruz kalmaktadır. Bu etkiler doz ve süreye göre değişiklik göstermekte, örneğin alınan dozdan dolayı hasta geçici ya da kronik Azospermi rahatsızlığı yaşayabilmektedir.
Testisler reflekse bağlı olarak Skorotum’dan yukarı çıktıklarında oluşan durumdur. Puberte’den 1 ila 2 yıl önce refleks kaybolmaktadır. İnfertil olarak nitelendirilen erkeklerde % 4 oranında bu durumla karşılaşılmaktadır ve bu hastaların spermleri sayı, yapı ve hareketlilik yönünden bozukluğa uğramıştır.
“Geri boşalma” olarak da tabir edilmektedir. Mesane ile Üretra işlevsel bütünlüğü bozulduğu takdirde meydana gelmektedir. Azospermi sorununun görüldüğü tüm hastalarda bu durumun incelenmesi yapılmalıdır.

Doğuştan kaynaklanıyor olabileceği gibi travma, Diyabet ve daha önceden yapılmış ameliyatlardan dolayı da karşılaşılabilen bir rahatsızlıktır.

Rahatsızlık yaşayan hastaların idrarında sperm bulunabilmekte ve elde edilen sperm özel uygulamalarla hazırlanmak suretiyle yardımcı üreme tekniklerinde kullanılabilmektedir.

Erkeklerde karşılaşılan cinsel fonksiyon bozukluklarıdır ve bunlar aşağıdaki gibidir:
Libido düşmesi ve cinsel istekte azalma
Ejakülasyon, fonksiyonel ve psikolojik bozukluklar sebebiyle geç boşalma durumu
Geri boşalma ve meni üretiminin yokluğu gibi durumlarda meydana gelen boşalmama durumu
“Priapizm” yani peniste gerçekleşen anormal, uzun süreli, ağrılı ve cinsel istekle alakasız boşalma durumu
“Erektil bozukluklar” yani psikolojik ya da organik faktörlerden ötürü meydana gelen iktidarsızlık
Organik sebeplerden dolayı cinsel birliktelik esnasında meydana gelen ağrı ve “Anorgazmi”, yani orgazm olamama durumu.
Kullanılan ilaçlardan kaynaklanan İmpotans, Retrograd ejakülasyon ve Ejakülasyon bozuklukları.
Hipertansiyon, Depresyon, Epilepsi, Gut gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar ve birtakım ağrı kesici, idrar söktürücülerden dolayı oluşan cinsel fonksiyon bozuklukları.
Prostaglandin ve Fruktoz salgılayan ve Mesane arka yüzündeki beze verilen isimdir. Menide hacimce % 70 oranında bulunmaktadır.
Testisteki ana hücreler arasında bulunan Sertoli hücreleri, kan ve testis bariyeri sürekliliğinde rol almaktadır. Ayrıca belli proteinlerin sentezi ve Metabolik aktiviteleri devam ettirmekle görev almakta ve Testosteron ile FSH hormonlarının tesirindedirler.
Bu sendromun oluşturduğu durumda testisteki Germ hücreleri kaybolur. Bununla birlikte sayıca az Leydig hücresi ile Sertoli hücreleri mevcuttur. Testislerin küçük ve yumuşak halde olduğu bu hastalarda Azospermi varlığına rastlanır ve ekseriyetle FSH seviyelerinin yükseldiği görülür.

Bu sendromun tanısı Testis Biyopsisi ile konulmakta, ancak tek noktadan yapılacak Biyopsi yeterli olmayacağından birden fazla uygulama yapılması gerekmektedir. İşlem sırasında sperm bulunabilmesi halinde Mikroenjeksiyon yöntemine başvurulmalıdır ve bu hastaların gebelik elde etme ihtimali bulunmaktadır.

Kan akımında bozukluklara yol açarak erkeklerde üreme sağlığına zarar veren bir sendromdur. Genetik yolla geçen bir kan hastalığı olarak bilinir. Bu sendromu yaşayan hastaların FSH, LH ve Testosteron seviyeleri düşüktür ve bu kişilerde Priapismus ile karşılaşılabilmektedir.
“Frengi” adıyla bilinen ve cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon türüdür. Enfeksiyon bulaştıktan sonraki ilk dönemde Genital organlarda yaralara sebep olur. Bundan sonra ise Gribal enfeksiyon türünde bulgular oluşmaya başlar. Bu durum tedavi edilmediğinde sinir ve dolaşım sistemi ile öteki organlarda bozulmalar meydana gelecektir. Tedavi içinse Antibiyotik uygulanmaktadır.
Sigara içen kişilerde meni miktarı ve sperm hareketliliğinde azalmalar olmakta, menide bulunan Çinko seviyesi düşmekte ve Kadmiyum ile Lökosit seviyeleri artış göstermektedir.
Skrotum ısısı vücuttaki diğer bölgelerden düşüktür ve Skrotal ısı artış gösterdiğinde sperm üretiminde duraklama, sperm hareketliliği ve yapısında bozulmalar meydana gelir.

Skrotal ısının artmasına sebep olan faktörler ise yüksek ateş, Varikosel, sık sık Sauna’ya gitmek, dar pantolon giyilmesi ve çevre ya da meslek kaynaklı maruz kalınan yüksek ısı gibi nedenlerdir.

Postkoital, Akrozom Reaksiyon ve Hipoozmotik Şişme testleri fonksiyonel testlerdir ve spermi dölleme yeteneği bakımından incelemekte kullanılırlar. Sonrasında hasta için hangi tedavinin uygulanacağı kararında etkili olduklarından dolayı bu testler son derece önemlidir.
Sperm, yardımcı üreme tekniklerinde kullanılmadan önce özel yöntemler uygulanarak hazır hale getirilmektedir. Bu uygulamalarla Mikroorganizma ve Lökositler spermden ayrılır ve ileri hareketli, normal yapıda spermler tedavide kullanılmak üzere seçilir. “Swim-Up” ve “Percoll” bu yöntemler arasında en çok kullanılanlardır.
Daha çok ilerleyen yaşlarda karşılaşılan “Epididimis distansiyonu” yani Epididimis’in gerilmesi durumudur. Ağrı ve tıkanıklık gibi şikayetler dışında tedavi gerektirmemektedir.
Mitoz bölünme ile çoğalan, Primer Spermatosit üreten hücrelere “Spermatogonium” denilmektedir.

Spermatogonial kök hücrelerinin Mayoz bölünme ve farklı evrelerden sonra olgun sperm hücresi oluşturmasına verilen isimdir. Olgun sperm hücresi 64 güne yakın bir sürede oluşur ve “Haploid” yani tek genetik madde içermektedir. Ardından yumurtanın genetik maddesi ile birleşir ve “Diploid” genetik madde içeren embriyo meydana gelir.

Sperm üretiminin belirli bir evrede tamamen ya da kısmi olarak duraklaması durumudur. Duraklama tamamen gerçekleştiğinde Oligozospermi oluşmaktadır ve bunun tanısı Testis Biyopsisi ile mümkündür.

Hormonal bozukluk, Şeker hastalığı, Karaciğer ve Böbrek hastalıkları, A vitamini eksikliği, Radyasyon ve Kanser tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar sperm üretimini duraklamaya uğratabilmektedir.

Haploid genetik materyal içermekte olan ve olgun spermin bir önceki aşaması olma özelliğine sahip Spermatidler aracılığıyla ve Mikroenjeksiyon uygulamasıyla gebelik elde etmek mümkün olabilmektedir.

Meninin incelenmesi yöntemine verilen isimdir. Analiz için meni örneği veren kişi 2 ila 7 günlük bir cinsel perhiz uygulamalı, meni elde etmek için mastürbasyon yöntemini kullanmalı, meni elde ederken tükürük, sabun ve şampuan gibi maddeler kullanmamaya özen göstermeli, meniyi temiz bir kap içerisine boşaltmalı ve örneği laboratuara 1 saat içerisinde teslim etmelidir.
Meni incelemesi yapılırken renk, koku, miktar, akışkanlık ve sıvılaşma sürelerine, sperm sayı, hareketlilik ve yapılarına dikkat edilir. Ayrıca Mikroorganizma ve Lökosit olup olmadığı da incelemeye alınır.
Normal meni değerleri Dünya Sağlık Örgütü’nce belirlenmiştir:
Hacim: 2-6.0 ml
Konsantasyon: >20 x 106/ml
Total sperm sayısı: >40 x 106/ml
Hareket: >%50
Morfoloji: >%30
Vitalite (Canlılık): >%75
Lökosit: <1.0 x 106/ml
Meni incelemesinde kesin bir sonuca varabilmek için 1 ay aralıklarla 3 defa test yapılması önerilmektedir.
Mevsim, Cinsel perhiz süresi, stres, alkol, sigara ve daha önceden geçirilmiş rahatsızlıklar gibi etkenler meni incelemesi sonuçlarına etki edebilmektedir.
Doğum kontrolünde kullanılmakta olan ve sperm hücre zarına olumsuz etki yapan maddelere verilen isimdir.
LH hormonunun salınımını azaltan bir faktördür ve uzun süre maruz kalındığında sperm hareketliliğine ve en fazla da sperm yapısına olumsuz etki yapar.
Sperm yapısının değerlendirilmesini belirleyen kriterlere verilen isimdir. Buna göre meni içerisinde % 14 ve üzeri oranında normal sperm bulunması idealdir. Normal sperm oranı % 4’ten az olduğunda hasta Mikroenjeksiyon yöntemi için yönlendirilmelidir.
Spermde Morfoloji yani yapı bozukluğuna verilen isimdir. Morfoloji bozukluklarında sperm başı, boynu ve kuyruğu olumsuz şekilde etkilenecektir.
Morfoloji normal olduğunda sperm oranının artışıyla birlikte döllenme oranlarında da artış meydana gelir. Morfoloji değerlendirilmesi için meni özel boyalar marifetiyle boyanır ve Kruger Strict kriterleri uygulanır.
Spermatogenez sürekliliğini sağlayan ve Leydig hücrelerinden LH kontrolünde sentezlenen hormona verilen isimdir.
Bu rahatsızlığı yaşayan hastaların testisleri küçük ve yumuşaktır. Yine bu hastalarda ağır şekilde Azospermi ve Oligozospermi’ye rastlanır. Gebelik elde edebilmek için hastalara Testis Biyopsisi uygulanarak sperm elde edilir ve bu spermler Mikroenjeksiyon uygulamasında kullanılır.
Genetik anlamda erkek oldukları halde kadın görünümünde olan kişilerin yaşadığı sendromdur ve bu kişilerin Androjen, yani erkeklik hormonları yetersiz ve duyarsızdır.
Ağır Oligozospermi ve Azospermi hastaları için kullanılan yönteme verilen isimdir. Bu yöntemle testislerden birden fazla sayıda parça alınır ve özel yöntemler kullanmak suretiyle sperm elde edilmesi sağlanarak Mikroenjeksiyon uygulamasıyla gebelik elde edilmesi amaçlanır.
Testislerin dönmesi durumuna verilen isimdir. Daha çok Adölesan döneminde karşılaşılır. İlk 8 saat içerisinde testislere zarar vererek İnfertilite durumuna yol açar.
Testislerde sperm üretilemediği durumlar için kullanılan tabirdir. Bu hastalara TESE yöntemi uygulanır ve testisin farklı bölgelerinde sperm araması yapılır. Sperm bulunması halinde Mikroenjeksiyon yöntemi ile gebelik elde etmek amaçlanır.
Testis, biri Leydig hücreleri, kan ve lenfatik damarlardan oluşan İnterstisiyel bölüm, diğeri ise Sperm tübülleri ve Sertoli hücreleri olmak üzere iki bölümden oluşur. Birinci kısımda Testosteron sentezi yapılmaktadır.
Azospermi ve Ağır Oligozospermi hastalarında tıkanıklığa bağlı ve tıkanıklığa bağlı olmayan sebeplerin araştırılmasında kullanılan yöntemdir.

Uygulamanın ardından testis dokusunda zedelenme ve travmaya bağlı “Hematom” yani kanama ihtimali bulunduğundan dolayı tanı ve tedavi biyopsileri eşzamanlı uygulanabilir. Zira testis dokusundan alınan spermler Mikroenjeksiyon yönteminde kullanılabilmektedir.

Normal Spermatogenez: Sperm üretiminin normal bir şekilde devam etmesi durumudur. Yapılan biyopside böyle bir sonucun görüldüğü Azospermi ve Ağır Oligozospermi hastalarında sperm kanallarında tıkanıklık ihtimali gündeme gelir.
Hipospermatogenez: Sperm üretimi boyunca gerçekleşen evrelerde bütün hücreler mevcutken üretimin azalması durumudur. Bunu sebebi olarak ise Hipotalamus, Hipofiz bezi ve Testiküler Aks bozuklukları gündeme gelecektir.
Matürasyon Aresti: Belirli evrelerde sperm üretiminde yaşanan duraklamadır.

İleri derecede testis dokusu zedelenmelerine verilen isimdir. Bu zedelenme sonucunda sperm üretimini sağlayan hücreler ve Sertoli hücreleri yok olur ve Leydig hücreleri az sayıdadır. İnmemiş testis, Radyasyon tedavisi, Kabakulak enfeksiyonu ve testis dokusunun oksijensiz kalması gibi faktörlerden dolayı böyle bir durum oluşabilmektedir.
Geçtiğimiz 50 yıl içerisinde değişen çevre faktörlerinin etkisiyle büyük artış gösteren Testis Kanseri, 20 ila 40 yaş aralığındaki erkeklerde en çok karşılaşılan kanser türlerinden biridir. Hastalığın yaygınlaşmasında bir diğer etken olarak Sentetik Östrojenlere maruz kalınması görüşü ağırlık kazanmıştır.
Tedavi görecek hastaların sperm üretiminde aşırı derecede azalma olmaktadır. Tedavi sonrasında ise uygulanan cerrahi yöntemlerin ardından meydana gelen Antisperm Antikorları ile kullanılan ilaçlar ve alınan Radyoterapi, kısırlık sorununa yol açabilmektedir.
Bu tür rahatsızlığı olan hastalardan tedavi öncesinde sperm örneği alınarak dondurulmalı ve daha sonra kullanılma ihtimaline karşı muhafaza edilmelidir.
Üretra’da enfeksiyon oluşmasına yol açan ancak sperm hücrelerine zarar vermeyen parazite verilen isimdir. Tanı için Mikroskopik inceleme yeterlidir.
Kan, cinsel temas ya da Böbrek Tüberkülozu’nun genital organlardaki komplikasyonu olarak düşünülebilir ve tıkanıklıklar meydana getirerek kısırlığa sebep olabilmektedir.
Testis boyutlarının incelenmesinde kullanılabilen Skrotal Ultrasonografi, ayrıca tümör, Testis torsiyonu, Orşit, Varikosel vakalarının tanısında da yardımcı olabilmektedir.
İnfertilite sorunu yaşayan çiftlerde ekseriyetle karşılaşılan ve Uretrit’e sebep olan bir Mikroorganizma türüdür. Meni ve parça örnekleri alınarak kültür uygulandığında tanısı mümkündür. Tedavide ise eşlerin birlikte Antibiyotik kullanmaları gerekir.
“Skrotum”, yani yumurtalık torbasında “Venöz” yani kirli kan basıncının yükselmesiyle birlikte damarlarda oluşan gerilme ve şişmelere verilen isimdir.
Varikosel rahatsızlığı ortalama erkeklerde % 15, Primer İnfertil erkeklerde % 35, Sekonder İnfertil erkeklerde ise % 80 oranında meydana gelmektedir.
Bu rahatsızlığın tedavisinde “Varikoselektomi” ismi verilen bir yöntem uygulanmakta ve testis hacmi artışıyla birlikte sperm sayısı yükselmektedir.
Sperm kanallarının bağlanması suretiyle uygulanan kısırlaştırma işlemine verilen isimdir. Operasyon uygulanan kişiler daha sonra çocuk sahibi olmaya karar verdikleri takdirde düzeltme yapılabilmektedir.
Düzeltme operasyonunun ardından geçen 6 ay içerisinde sperm sayısı düzenli bir şekilde artış göstermektedir. Yapılan araştırmalarda düzeltme operasyonu geçiren hastaların % 75’lik kısmının gebelik elde edebildiği görülmüştür.
Kanal tıkanıklıklarını tedavi etmek için uygulanan işlemdir. Bu tıkanıklıklar doğuştan ya da enfeksiyon ve travmalardan kaynaklanabilmektedir.
Erkek cinsiyet kromozomuna verilen isimdir ve Y Kromozomu anomalileri kısırlığa sebep olmaktadır.

İlginizi Çekebilir

Kısırlığın Araştırılması

Kısırlık Araştırması Kısırlık olup olmadığı araştırılırken ilk önce semen analizi testi yapılmalıdır. İlk testten sonra …