Ana Sayfa >> Erkekte Kısırlık >> Kısırlığın Psikolojik Yönü
Kısırlığın Psikolojik

Kısırlığın Psikolojik Yönü

Kısırlığın Psikolojik Yönü

Kısırlık tedavisi alan çiftler, bu tedavinin fiziksel ve psikolojik tüm etkilerini deneyimler ve büyük çoğunluğu fedakarlıklarla dolu bir süreç olduğu sonucunda birleşmektedir.Kısırlığın Psikolojik süreci uzun ve zorlu bir süreç olduğu için dikkatli ve titiz yaklaşılmalı hatta profesyonel yardım alınması bir çok çift için tavsiye edilmektedir.

Tedavi sürerken çiftlerin fiziksel ve psikolojik anlamda destek görmeleri gerekmektedir. Tedaviye ve çocuk sahibi olma konularına bakış açısı, kısırlıktan hangi ölçüde etkilendikleri, kişilikleri ve yaşam tarzları sürecin gidişatını her anlamda etkileyecek faktörlerdir. Birbirleri, çevreleri ve aileleri ile olan ilişkileri de diğerleri kadar önemli etkenler olarak tedavide rol sahibi konumundadır.

Neden çocuk sahibi olmak istiyorum?

Birey doğup büyüdükten sonra kişiliğini, çevresini ve kariyerini düzenleyerek yaşamına devam eder ve sıra kendi aile yapısını kurmaya geldiğinde çocuk yapmanın önemini kavramaya, özlemini duymaya başlar. Elde ettiği her kazanımı süsleyecek ve hayata olan bağlılığını pekiştirecek bir çocuğa sahip olmak için büyük bir istek duyar.

Farklı nedenlerden dolayı çocuk sahibi olamamak kişiyi ruhsal anlamda olumsuz etkilemekte, aile ve çevreyle olan ilişkilerinde öz güven kaybına uğramasına neden olmakta ve hayatta başarısız bir bireye dönüştüğünü düşünmesine yol açabilmektedir.

Doğmamış çocuğun kaybı ve başarısızlık duygusu

Evliliklerde çocuk isteği gerçeğe dönüştürülemediğinde genelde eşlerden birinde kendini suçlu hissetme durumu ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte kendini başarısız bir insan olarak görme eğiliminde olabilir; yaşadığı hayal kırıklığını kendine ve ailesine yöneltebilir.

Doğmamış çocuğun kaybını hissetmek zor olduğu gibi, bunu başkalarıyla paylaşabilmek de çok zordur. Çiftler yalnızlık duygusuna kapılabilmekte ve bunu kontrol etmekte zorlanabilmektedirler. Tedavi dönemlerinde umut ve umutsuzluk arasında yaşanan gelgitler, yükselen beklentiler, korku, hezeyan, sevinç, mutluluk ve buna benzer tüm duygular çok kısa zaman dilimlerinde değişken bir ruh haline girilmesine neden olmaktadır. Yapılan tetkiklerde gelen olumlu ya da olumsuz sonuçlar tüm bu saydığımız tepkilerin zeminini değiştirmektedir.

Tüm bu duygu dalgalanmaları eşlerin her ikisinde de yaşanırken, paylaşılamayan her durum aralarında kızgınlık ve kırgınlık benzeri tutumlara yol açmaktadır. Bütün bunlara bağlı olarak çevreyle olan ilişkiler de değişmekte ve genellikle uzak durma yoluna gidilmektedir. Eşler çevrelerindekilere duydukları kızgınlık ve kıskançlık duygularından ötürü kendilerini suçlu ve pişman hissedebilirler.

Öte yandan çocuklarla ilgili duyarlılık had safhaya ulaşabilir ve bebeklerle ilgili haberler söz konusu olduğunda durumla yüzleşmenin ağırlığını yaşayabilirler.

Hasta mıyım?

Tedavi dönemi süresince “hasta” olarak nitelendirilmek, o döneme kadar kendini sağlıklı olarak hisseden çiftler için çelişkili ve can sıkıcı bir durum oluşturmaktadır. Tedavi süreciyle birlikte gelen bu yeni durum çevreyle olan ilişkilerde zorluklar yaşanmasına, çiftlerin tepkilere karşı daha hassas davranmasına sebep olabilir.

En zor dönem: Beklemek

Tedavi süreci ve aşamaları sürerken çiftleri en çok zorlayan durumlardan biri de beklemektir. Günler geçtikçe beklemenin hissettirdiği belirsizlik duygusu zaman zaman umutsuzluklara neden olabilir. Test sonuçlarından gelen habere göre duygular yer değiştirir ve baş edilmesi zor bir durum haline gelebilir. Bu yüzden çiftlere bekleme sürecinde psikolojik destek verilmeli ve daha rahat hissetmeleri sağlanmalıdır.

Kısırlığın Psikolojik Yönü Erkek ve kadınlar üzerinde farklı etki yaratır mı?

Çocuk sahibi olamayan çiftler yoğun duygular içerisinde olurlar ancak dışarıya yansıtma ve Kısırlığın Psikolojik Yönü ile başa çıkabilme durumları iki taraf için farklı şekillerde gerçekleşmektedir.

Kadınlar olumsuzluklar karşısında dışarıdan görülen türden bir stres yaşarlar; sorunlarını eş ve yakın çevreleriyle paylaşmayı tercih eder ve hissi durumlarını ortaya koymakta pek güçlük çekmezler.

Erkeklerde ise içe kapanma, inkar etme ve çevrelerinden uzaklaşma eğilimleri ön plana çıkmaktadır.

Uyumlu beraberliklerde ise stres karşısında alınan ortak tavır evlilik ve tedavi süreçlerinin rahat geçirilmesine önemli katkılar sağlamaktadır.

Kısırlığın Psikolojik durumu olumsuz etkileyen etmenler nelerdir?

Tedavinin ne kadar sürdüğü, ne tür bir tedavi uygulandığı, hangi sıklıklarla ve kaç kez tedavi görüleceği gibi faktörler çiftler üzerinde önemli etkiler yaratmaktadır. Tüm bu faktörler ve tedavi sırasındaki başarı ya da başarısızlıklar psikolojik destek ihtiyacında rol sahibidirler. Ayrıca daha önce çocuk sahibi olunması durumu da çiftlerin stres seviyesine etki eden bir unsurdur.

Stres tedaviyi olumsuz etkiler mi?

Genelde stresin kısırlık rahatsızlığında rol oynadığı düşünülse de yapılan araştırmalarda doğrudan bir etki olmadığı sonucuna varılmış ve kısırlık rahatsızlığının strese sebep olabileceğine dikkat çekilmiştir.

Stres, kısırlık nedeniyle kronik anlamda yaşanabilirken, tedavi sürecinde uygulama ve test sonuçlarından ötürü kısa dönemli şekilde de tezahür edebilir. Tedavinin birden çok uygulandığı çiftler stresi daha yoğun olarak yaşamaktadırlar.

Tedavilerde en fazla stres embriyo transferinden sonraki bekleme döneminde ortaya çıkmaktadır. Stres yaşamamaya çabalamak da strese sebep olabilmektedir. Bazı çiftlerse stres yaşadıkları için kendilerini suçlu hissetme eğilimindedirler.

Kısırlık cinsel yaşamı nasıl etkileyebilir?

Tedaviden sonra cinsellikle elde edilen olumlu etkiler uzaklaşmaktadır. Çiftler cinselliğe tatmin olma amacından ziyade görev olarak bakmaya başlar. Cinsel anlamda tatmin olamamak çiftin birbirine olan etkisinin azalmasına, her iki tarafın da cinsellikten soğumasına sebep olabilir.

Kısırlığın Psikolojik etkileriKısırlık çiftlerin ilişkisini nasıl etkileyebilir?

Çocuk sahibi olunamadığında çiftler arasındaki etkileşim de farklılaşmaktadır. Psikolojik tepkiler konusunda yapılan araştırmalarda çiftlerin bu durumlarda uyumlu birliktelik veya düşmanca birliktelik yoluna girdikleri görülmüştür.

Uyumlu birliktelik durumunda çiftler normal bir ailede olduğu gibi olumsuz duygu ve düşünceleri ilişkiden uzak tutmaya gayret ederler. Kısırlık tedavisi ise bu mutlu ve uyumlu yaşamın düşmanı konumundadır.

Düşmanca birliktelik içindeki çiftlerse ilişkideki olumlu yönlerini kaybetmişlerdir ve çocuk sahibi olamadıkları için sorun yaşadıklarını düşünürler. Dolayısıyla çocuk sahibi olmaya ilişkinin kurtarıcısı gözüyle bakarlar.

Kısırlıkta çiftlere yönelik psikolojik desteğin hedefi nedir?

Temel hedef psikolojik tedavi değil, yaşadıkları stres ve sıkıntılarla başa çıkabilme yollarını gösterecek uygulamalar yapmaktır. Çocuk sahibi olamamak durumunda verilen psikolojik tepkiler hemen her çiftte benzer şekildedir zira herkesin başa gelme durumunda vereceği doğal tepkilerden oluşmaktadır. Psikolojik destek bireyin yaşanan dönemden minimum seviyede etkilenmesini sağlamayı hedefler.

Yaşanan problemlerin anlamı her çiftte farklı şekilde algılanabilir. Bu sebepten dolayı psikolojik destek verilirken bireylerin yaşadığı kültür ve sosyal yapıya bakılarak yöntem seçimine gidilir.

Bireyin kısırlıktan kaynaklanan belirsizlik hissini algılama şekli, kriz dönemleriyle başa çıkabilme mekanizmaları ve eşiyle olan iletişimi benzeri durum bilgileri değerlendirilir.

Ayrıca çalışmalarda çiftlerin iletişim yeteneğinin de artırılması hedeflenmektedir. Aralarında çatışmaya yol açan etkenler incelenerek iletişim kalitelerine katkı sağlamak amaçlanır. Uygulanan tedavi dönemine uyum sağlamayı güçleştiren zihinsel ve davranışsal etmenlerin değerlendirmesi yapılır ve ardından eğitim programlarının yanı sıra bedeni rahatlatan aktivitelerle bireye veya çifte özel çalışma programları uygulanır.

İlginizi Çekebilir

Polikistik Over Sendromu ve Beslenme

Genç kadınların %5 ile %10’unda polikistik over sendromu adı verilen bir hormonal bozukluk vardır. Polikistik …