Ana Sayfa >> Medya da Kısırlık >> Evlenme Yaşının Artması ile Kısırlık Vakaları Arttı mı?

Evlenme Yaşının Artması ile Kısırlık Vakaları Arttı mı?

Uzmanlarımız, geçen yıllara göre kadınlarımızın iş hayatına fazla atılması sebebi ile evlilik çağını geçirdiği ve bununla birlikte evlenme yaşlarının ortalama 30 ve üzerine çıktığını belirterek “Son zamanlar da en çok karşılaştığımız durumlardan bir tanesi ileri yaşta kısırlık problemi olduğunu dile getir.

Kısırlığın kadınların çalışma hayatına girmesi ve evlenme yaşının ilerlemesi nedeniyle her geçen gün daha çok önlerine çıkan bir sorun olduğunu söyledi.

Kadına bağlı kısırlık vakalarında yumurtlama bozuklukları, tüplerde tıkanıklık gibi nedenlerle sıkça karşılaştıklarını anlatan Yılmazer, şöyle devam etti:

“Eskiden kadınlar 20’li yaşlarda evleniyordu.  Şimdi evlenme yaşları, kadınların çalışma hayatına girmesiyle neredeyse 30’lara geldi. İleri yaşlarda infertilite (kısırlık), daha çok karşılaştığımız bir sorun haline geldi. Eskiden iki yıl korunmasız ilişki yaşamış insanlarda kısırlığı araştırmaya başlardık. Şimdi çiftler daha aceleci. Artık bir yıl sonra çocuğu olmayan çiftleri araştırmaya başlıyoruz. Bir çift, bir yıl korunmamışsa yüzde 5-15 arasında infertilite mağduriyetleriyle karşılaşıyoruz. Eskiden infertilitede hep kadınlar suçlanırdı. Günümüzde erkeğin de önemli bir faktör olduğunu görüyoruz. Neredeyse yüzde 20-40 erkeklere bağlı nedenler ortaya çıkıyor. Dolayısıyla günümüzde artık ‘tek suçlu kadın’ diye bir şey geçmiyor.”

– “Stres, kısırlık tedavilerini olumsuz etkiliyor”

Bazı doktorların, ailelerinin talepleriyle 18 yaşında bir kadına ya da 3-6 aylık yeni evlenmiş çiftlere tedavi uygulamak durumunda kalabildiğini aktaran Yılmazer, bunun yerine birtakım küçük önlem ve değerlendirmeler yapıldıktan sonra duruma göre çiftlere yeterli zamanın verilmesi gerektiğini bildirdi. Yılmazer, tedavilerin bazen çiftlere gereksiz yere stres yaşatabildiği uyarısında bulunarak, şunları kaydetti:

“Aşırı stres, infertilite tedavilerini olumsuz etkiliyor. Onun için önce çiftlerle detaylı konuşmak gerekiyor. Durumu çözmeye çalışmak için birtakım şeyleri aceleye getirmemek gerekiyor. Tabii hastanın durumu önemli.
İleri yaşlarda bir çift ise biraz daha erken davranabilirsiniz ama genç bir çift gelmişse, durumu değerlendirildikten sonra önemli bir sorun saptanmamışsa onlara yeterli zamanı tanımak daha uygun olacaktır. Hastaları mümkün olduğunca strese sokmamak lazım. Doktorun yaklaşımı çok önemli. Hastalara öyle şeyler söyleniyor ki sanki hiç çocuğu olmayacak psikolojisine ve strese giriyorlar. Bu hastalar doktor doktor geziyor. Lüzumsuz yere tüp bebek tedavisi uygulanan hastalar var.”
Çiftler değerlendirilirken ilk olarak erkeklerin kontrol edilmesi gerektiğini söyleyen Yılmazer, basit bir spermiyogram testiyle varsa sorunun hemen saptanabileceğini belirtti.

Uzmanlar, kadına yapılacak işlemlerin daha uzun süreli, pahalı ve bazen ağrı verici olduğuna değinerek, “Erkekte her şey normalse ondan sonra kadındaki sorunları araştırabiliriz. Yumurtlama problemleri için testlerimiz var ama bir kadın adetlerini düzenli görüyorsa genelde yumurtlama sorunu beklemeyebiliriz.
Bu tersler sonucunda kadının rahminin filmi normal ise ve yumurtlamasında sorun yoksa; erkek de normal ise hala hamilelik olmadıysa bu durumda bu çiftlerimiz yüzde on ile onbeş oranında ki bilinmeyen gruba girmektedir.

İlginizi Çekebilir

Enerji içeceklerine dikkat! Kısırlığa neden olmaktadır

Uzmanlar enerji içecekleri hakkında konuştu. Enerji içeceklerini tüketmeyin kadın ve erkeklerimizde kısırlığa neden olmaktadır dedi. …