Doğurganlık hakkındaki gerçekler

Döllenme olayını başarıyla tamamlama işlemi karmaşık ve kafa karıştırıcı olabilir. Hem erkek hem de kadın karakteristikleri bu işlemi etkiler. Ancak basit gerçekleri anlayarak çiftler çocuk sahibi olma şanslarını arttırabilirler.

Kadınlar için doğurganlık çağı ilk adet görme ile başlar ve menopoz ile sona erer. Adet dönemleri aylık döngülerdir. Bu dönem sonunda rahmin iç tabakasındaki doku 3-5 gün içinde dökülerek yeni adet dönemine hazırlanır. Adet döngüsü boyunca bu döngünün aşamalarına göre vücutta birçok değişiklik olur. Bu değişiklikler çok belirgin gözükmese de gebe kalmak için bilinçli olarak kullanılabilir.
Erkeklerde ise üretkenlik sperm kalitesi ve sayısına bağlıdır. Erkekler ergenlik çağında sperm üretmeye başlarlar ve bu üretim yaşam boyu sürer.

Adet döngüsü
Adet döngüsü ortalama 28 gün süren, folliküler faz, yumurtlama, luteal faz ve adet kanaması olarak adlandırılan iç içe geçmiş dört fazdan oluşan bir döngüdür. Bu dört fazdan biris, yumurtlama fazı, doğurganlık ile ilgili en önemli fazdır.

Yumurtlama fazı
Bu fazda yumurtalıklardan salınan yumurta fallop tüplerinin girişine bırakılır. Yumurtlamadan sonra gebelik oluşma ihtimali yalnızca 12-24 saattir. Ancak bu yumurtlamanın olduğu gün ilişkiye girmeniz gerektiği anlamına gelmez. Spermler kadın üreme sisteminde üç güne kadar canlı kalabilir. Yani cinsel birliktelikten üç gün sonra bile döllenme olabilir. Yumurtlama zamanının öncesinde ve sonrasındaki birkaç gün cinsel ilişkiye girmek çocuk sahibi olma ihtimalinizi arttırır.

Bir kadının yumurtlama zamanı, bazal vücut ısısını ölçeretk tahmin edilebilir. Yumurtlama zamanında bazal vücut ısısı 1 santigrat derece yükselir. Alternatif olarak yumurtlama günü adetin ilk gününe 14 gün eklenerek veya adetin son gününden 14 gün geriye giderek bulunabilir. Örneğin son adetinizin ilk günü 14 şubat ise o döngü için yumurtlama döneminiz 1 şubat tarihinde olmuştur.

Ancak en isabetli yöntem yumurtlama tahmin kitidir. Bu kit idrar testidir ve canınızı yakmaz. Yumurtlama kiti hemen yumurtlama öncesinde LH (luteinizan hormon) düzeyinde gerçekleşen değişimi tespit etme yöntemi ile çalışır. Bu yöntem yumurtlama zamanını tahmin etmede en erken ve en isabetli yoldur. Yumurtlama LH düzeyindeki artış ile başlatılır, LH artışı östrojen salgılanmasını arttırır, östrojen de yumurtlamayı tetikler. LH düzeyindeki yükselmeyi takip ederek daha henüz gerçekleşmeden yumurtlama tarihinizi tahmin edebilirsiniz.

Erkeklerin rolü
Gebelik oluşumunda erkek partner de önemli bir rol oynamaktadır. Erkeklerden kaynaklanan faktörler kısılığın sık görülen sebeplerindendir ve vakaların ortalama %25’inde görülür. Semen sıvısı analizi ile semendeki sperm yoğunluğu, sayısı ve kalitesi belirlenebilir. Basit ve can yakmayan bir işlem olan bu test ile erkeklerden kaynaklanan kısırlıkların teşhisi konabilir. Semen sıvısında birçok parametreye bakılır. Bu parametrelerin bazıları ve olması gereken aralıklar şunlardır:

  • Semen sıvısı analizi normal değerleri:
  • Hacim – 2,5 ml
  • pH – 7,2-7,8
  • Sperm yoğunluğu – mililitrede 20 milyon
  • Sperm hareketliliği – >50%
  • Sperm şekli – >50%
  • Beyaz küre > 1 milyon /ul

Sperm sağlığı sistemik hastalıklardan, ilaç ve madde kullanımından ve çevresel faktörlerden etkilenebilir. Kartagener sendromu gibi kalbi etkileyen görece nadir görülen hastalıklar azospermiye neden olabilir. Azodpermi spermin hiç üretilememesidir.
Esrar kullanımı da sperm sağlığını etkileyebilir. Çalışmalar gösteriyor ki düzenli olarak esrar kullanan erkeklerde sperm sayısı kullanmayan erkeklere göre daha düşük oluyor.
Sperm çevresel koşulların içinde en çok sıcaklıktan etkilenir. Spermlerin sağlıklı olması için normal vücut sıcaklığından birkaç derece daha serin bir ortamda olmaları gerekir. Sauna gibi sıcak ortamlarda çok fazla kalanlarda veya dar iç çamaşırı giyenlerde sperm yapısı bozulabilir ve kısırlık görülebilir.
Kısırlık her iki cinsi de etkileyen bir sorundur. Sağlıklı bir yaşam tarzı ve vücudunuzun küçük işaretlerine duyarlı olmak, çocuk sahibi olma ihtimalinizi oldukça arttıtır.

İlginizi Çekebilir

Doğurganlığınızı Kaybetmekten Korkmayın

Son yıllarda özellikle Avrupa ülkelerinin doğum oranlarında dikkat çekici bir azalma görülmektedir. Öyle ki, bu …